24 Eylül 2011 Cumartesi

NURANCAL: EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ EŞİTSİZLİK VE ÇÖZÜM YOLLARI

NURANCAL: EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ EŞİTSİZLİK VE ÇÖZÜM YOLLARI: Öğrenciler ve öğretmenler, ders zilinin çalmasıyla yeni bir eğitim ve öğretim yılına daha başlamış oldu. Her eğitim öğretim yılının başında ...

EN BÜYÜK DÜŞMANIMIZ VE SİLAHLARI


Yaratılmışların en şereflisidir insan. Tüm canlılar gibi daha doğarken ölümle nişanlıdır. Yaşamı doğru bir istikamet üzerindeyse, onun ölümü düğün günüdür. Vakit vuslat vaktidir insan için. Sevgiliye kavuşma vakti.
 İnsanı insan yapan özellikler; aklı, kalbi ve dizginlenmiş nefsidir.
İnsan aklı ile düşünür, kalbi ile hisseder. Kalbi ile hissetmeyenlerin ruhunu nefsi esir almıştır. Nefs, insanı Rabbinden uzaklaştırır. Dinin emirlerine isyan edip, karşı çıkar. Bu Nefs-i emmare dir ki, insanın en büyük düşmanıdır.
Hz Aişe Validemiz bir gün Peygamber Efendimiz(S.AV) sorar;
“İnsan Rabbini ne zaman tanır?”
Peygamber Efendimiz (S.A.V):
“Nefsini tanıdığı zaman” diye buyurur
Demek ki, insan nefsini dizginleyebildiği sürece Rabbine yaklaşır ve rızasına uygun davranır.
Dünya hayatını yeme, içme zevk ve eğlenceden ibaret sayanlar, din ile sosyal hayatı birbirinden ayırdıkları için nefsleri galip gelmiştir. İnsanın fiziki yaşamını sürdürebilmesi için hava, su ne kadar önemli ve gerekli ise, kalbinin temiz kalabilmesi, istikamet üzere yaşayabilmesi için dini hükümleri sosyal hayatıyla bütünleştirmesi de bir okadar gereklidir.
Nefsi dizginlemek, ehlileştirmek kolay olmasa da yapılabilir. Bunu yapabilmek için öncelikle onu kuvvetlendiren silahları bertaraf etmek gerekir. Bunlar;
1.Çok yemek yemek. Çok yemek kişinin hem beden hem ruh sağlığını bozduğunu uzmanlar tarafınca da desteklenmiştir. Çok yemek yemek, nefsi azdırır. Gaflete sebep olur. Yemek sofrasından tıka basa doymadan kalkmak da sünnettir. Yeterli miktarda yiyerek, nefsi dizginleyebiliriz.
2. Çok uyumak. Çok uyku da nefsi azdıran silahlardan biridir. Uykunun galip geldiği bedenlerde, halsizlik ve uyuşukluk görülür. İbadetlerde aksaklıklar meydana gelir. Bu da nefsi şahlandırır.
3. Akıl, nefs kişinin aklına hükmetmeye başladığı andan itibaren, kişiyi esir almış, zafer kazanmış olarak görebiliriz. Çeşitli akıl oyunlarıyla kötüyü iyi, haksızı haklı, günahı sevap olarak gösterebilir. Bunun için şeytanın vesvesesi de destek olur. Değişik bahanelerle günahı meşrulaştırabilir.

4.Öfke, Sevgili Peygamberimiz (S.A.V)“Öfke şeytandandır. Şeytanda ateşten yaratılmıştır Ateş su ile söndürülmektedir Öyleyse biriniz öfkelenince hemen kalkıp abdest alsın” diye buyurmuşlardır. Çünkü öfke nefsin en güçlü silahıdır. İnsan öfkesiyle, dinden çıkabilir, katil olup hem bu dünyasını hem de ahir hayatını mahvedebilir.

5.Gurur ve Kibir, Halife Hz. Ömer bir gün kırbasını (su kabı) sırtına yüklenmiş, Medine'nin en kalabalık sokaklarında dolaşıyordu. Babasının sırtında kırba ile dolaştığı, oğlu Abdullah'ın da gözüne ilişti ve kendisine yetişip sordu:

"Baba sen ne yapıyorsun, koskoca halife sırtında kırbamı taşır? Taşıtacak kimse bulamadın mı?"

"Oğlum, bunu taşıtacak adam bulamadığım için veya başka bir mecburiyet dolayısıyla taşıyor değilim.

Nefsime gurur gelir gibi oldu, kendimi beğenir gibi oldum, sırf onu küçültmek için bu yola başvurdum”
İşte bu örnek bize gurur ve kibrin nefsi ne kadar şahlandırdığının kısa bir özeti değil midir?
İnsan, kendi kabahatini bilip kabul edebilirse, hatasından pişmanlık duyup tövbe kapısına yönelebilirse ve bu istikamette yol almaya devam ederse nefsini ehlileştirmiş ve ona galip gelmiş olur.
İnsanoğlunun en büyük düşmanı nefsidir.En büyük cihad ise nefse karşı yapılan cihaddır.
Nefslerimize karşı yapacağımız büyük mücadelede zafer kazanmak umuduyla

Saygı ve sevgiyle kalın dostlar

EĞİTİM SİSTEMİNDEKİ EŞİTSİZLİK VE ÇÖZÜM YOLLARI

Öğrenciler ve öğretmenler, ders zilinin çalmasıyla yeni bir eğitim ve öğretim yılına daha başlamış oldu. Her eğitim öğretim yılının başında da, eğitimdeki aksaklıklar, gözler önüne serilir, sonra ertesi sene okulların açılmasına kadar rafa kaldırılır. Tek haftalık bir konu olarak bakıldığı için olsa gerek, çözümsüzlükler de devam edip gider.

Ara ara yazılarımda eğitim sistemini, öğretmen atamalarındaki eksiklikleri değinmişimdir. Ama maalesef arpa boyu kadar yol alınabilmektedir. Hiç bir şey yapılmıyor demek haksızlık olur. Yapılan çalışmalar olsa da yetmemektedir.

Her şeyin başında eğitimde fırsat eşitliği yoktur. Özel okulları bir tarafa bırakıyorum. Devlet okullarının verdiği eğitim arasında dahi farklılıklar açık bir şekilde göze çarpmakta, veliler okulların açılmasına yakın türlü alavere dalaverelerle çocuklarını en iyi devlet okuluna yazdırma çabasına gitmektedirler. Bunun başlıca nedenleri;

· Devlet bütçesinden yeterli kaynak aktarımının olmayışı

· Deneyimli öğretmenlerimizin yetersizliği. (Çünkü herkes eğitimci olamaz. Bu gün öğretmen açığı dolayısıyla, pazarlama mezunu olan bir kişi ilköğretim okullarında fen bilgisi öğretmeni olarak ücretli öğretmenlik yapıyorsa ya da iktisat fakültesi mezunu bir kişi matematik derslerine ücretli öğretmen olarak derse giriyorsa, bu okullarda okuyacak olan öğrencilerin vay haline.)

· Okullardaki laboratuar eksikliği

· Sanat ve spor faaliyetlerine yeterli önemin verilmemesi

· Eğitim ve öğretim araçlarındaki teknolojik yetersizlik

· Sınıf yetersizliğinden dolayı, sınıf mevcudunun fazla olması

· Farklı din, dil, kültürlerden olan vatandaşlara yönelik eğitim eşitliğinin sağlanamaması

· Tüm okulların engelli öğrencilerimizin ihtiyaçlarını giderememesi

· Öğrenci-veli-öğretmen ilişkisinin yetersiz oluşu

· Her okulda rehber öğretmenlerin olmayışı

· Ailenin gelir durumunun yetersizliği

Yukarıda sıralanan maddelerdeki tespitlere daha da ilave edilebilir. Ama başlıca sorunlar bunlardır. Peki, çözüm için neler yapılabilir;

· Devlet bütçesinden eğitime daha fazla kaynak sağlanması

· Yeterli öğretmen atamasının yapılması ve ya okullara bu branşlardan mezun öğretmenlerin görevlendirilmesi. Alan dışı mezun olan kişilerin öğretmenlik yaptırılmaması

· Her okulda bir laboratuar olması ve öğrencilerin araştırma ve deneyleri yapmalarının sağlanması.(Özellikle proje ve performans ödevi olarak eve verilen ödevler, veliler tarafından hazırlanarak, çocukların ellerine veriliyor. Bu da “armut piş ağzıma düş” misali nesillerin yetişmesine sebep oluyor.)

· Çocuklarımızın yarış atı misali, sınavdan sınava koşmalarını engelleyecek projeler geliştirilmesi. Bu sebeple rant sağlayan ve ailelerin üzerinde dayanılmaz bir kambur oluşturan dershanelerin ihtiyaç seviyesinin kaldırılması ya da en aza indirilmesi.

· Okullardaki spor faaliyetlerinin gelişmesi, başarılı öğrencilere firmaların, sponsor olarak destek vermesi, çeşitli müzik aletlerinin, resim, ebru, hat sanatı, satranç v.b gibi kursları açılarak yetenekli öğrencilerin, yeteneklerinin keşfedilmesi

· Farklı din, dil, kültürden olan vatandaşlarımızın çocuklarına yönelik de eğitimin olması

· Engelli öğrencilerimizin rahatlıkla eğitim alabileceği ortamların hazırlanması, bu öğrencilerimizin psikolojik olarak sıkıntı yaşamaması için, aile-çocuk-toplum odaklı eğitim konferansların verilmesi. Bu konferansların kapsamı genişletilerek sağlıklı ve bilinçli bir toplumun temellerinin atılması

· Veli öğrenci-okul üçgenindeki iletişimin sağlıklı yürümesi için her okulda rehber öğretmenin olması. Bu öğretmenlerimizin sayesinde çocuğun ilgi alanlarının, ders başarısızlığının sebeplerinin bulunması, bu konuda ailelere yardımcı olunması.

· Okullardaki geliri düşük olan öğrencilere, rencide edilmeyecek şekilde destek olunması, başarılı öğrencilerin burs almalarına yardımcı olunması.

Amacımız daha kaliteli eğitim ise bu ve bezeri çözümler biran önce hayata geçirilmelidir. Başarılı toplumun temeli, sağlıklı ve düzeyli eğitim alan bireylerden oluşur.

Başarıları artarak yükselen devlet okullarımızın hayata geçmesi temennileriyle

Saygı ve sevgiyle kalın dostlar.

KUTUP YILDIZI- 1dunyahaber.com